6236 okunmamış mesajın var!

Neydi şimdi bu? Biz hiç okunmamış mesaj bırakmayız değil mi? 7/24 elimizden düşürmediğimiz telefonlarda okunmamış mesaj kalabilir miydi? Belki okumuşuzdur da görüldü de bırakmışızdır, ne dersiniz?

Evet, gel gelelim bu 6236’nın sırrına…

Okuyoruz, duyuyoruz ama uygulamıyoruz dostlar. Görüyoruz, geçiyoruz. Hani sokakta bir kavga gördüğümüz zaman orada efsane bir kalabalık oluşur ama yazık ki herkes izler, kimse alo polis demeye cesaret edemez, bizde edemiyoruz galiba. Neden ben deyip geçebiliyoruz. Ben niye arıyorum, başkası arar zaten. Zatenlerle yürütmeye çalıştığımız işler orada kalıyor işte, kalabalık dağılıyor, herkes hayatına dönüyor…

Yaratıcımız günde beş defa bizleri huzuruna çağırıyor, bıkmadan, usanmadan, banane(!) neden ben demeden beş kez… Allah’u Ekber! Allah’u Ekber! Eşhedüenlailahe illellah! Hayalessala! Hayalelfelah! Okuyoruz ama göremiyoruz be. Mesajı okundu da bıraktık ama mesajda bize verilen mesajı uygulamaktan kurtulamadık. Bu satırlar benim kalemimden dökülürken dışarıda orta namazına çağırış yükseliyor. Öğleden sonraki yoklamayı bari kaçırmayalım değil mi? Devamsızlıktan sınıfta kalmayı hiçbirimiz istemeyiz ama hocada devamsızlık sıklaştıkça artık bizi ne kadar severse sevsin tolere etmeyecektir. Peki ya sabah yoklaması? Günün en güzel, en huzurlu saatleri, yakarışın, Rabbinle baş başalığın en çok olduğu, buram buram kendi haline kalınan o zamanlar… Sabah ve ikindi namazı şahitli namazlar diye bilinirler, Allah’u Teâlâ’nın meleklerinin nöbet değişim vakitleri, meleklere kullarımı ne halde bıraktınız sorusun: ‘’ya rabbi namaz kılarken bıraktık derken, nöbetine yeni gelen melekte ya rabbi namaz kılarken bulduk.’’ derler. Rabbinin bunca nimetini, hikmetini yalanlayan ‘’Şüphesiz insan pek nankördür!’’ ifadesini hak eden insanlarız. Ama bunu da değiştirmek bizim elimizde arkadaşlar. Nankörüz, aciziz ama tevbe kapıları bize hep açıktır.

6236’nın sırrı diyorduk, Allah’u Teâlâ’nın ayetleridir onlar. Her Ramazan ayında okuyup bitirmeye çalıştığımız hikmetler kitabını bir de bu açıdan inceleyelim. Ne demiştik, okunmamış mesajınız var! Ama hocam internet kesildi bahanesini kabul etmeyecek kadar baki mesajlar…

Rabbinizle namaz dışında hiç konuştunuz mu? Ya da namaz neydi? Diyebiliyor muyuz ‘’Allah’ım ben geldim!’’ Sadece sana geldim, çünkü senden başka gidecek kimsem yok biliyorum, acizim. Yaptığım onca hatalara rağmen bazen gelecek yüzüm olmuyor, bazen de dünya denilen bu kara deliğe o kadar batıyorum ki seni unutabiliyorum. Bana kendini unutturma Rabbim. Beni benden iyi bilen, benden çok düşünenim…

Alnımızı secdeye dayadığımız an düşüneceğiz dostlarım, düşünmek zorundayız. ‘’Gözler uyur ancak kalpler uyumaz.’’ kalplerimiz uyuduğunda işte biz bu imtihanı kaybetmiş oluruz. Rad Suresinde Rabbimiz bize kendini bir kez daha hatırlatıyor, ‘’Biliniz ki kalpler ancak Allah’ı anmakla huzur bulur.’’ Bilin! Diyor. Huzuru da bende ara, mutsuzluğunu da, sıkıntını da benimle paylaş, mutluluğunu da. Haydi, el açıp af dilemeye, mutluysak mutluğumuzu paylaşmaya, huzursuzsak huzurumu bulmaya. Gözlerimizi kapatalım ve yalnızca yaşayalım…

Click to rate this post!
[Total: 0 Average: 0]