Bayağılaşmış Kavgalardan Buğulu Dünyalara

Yaşıyoruz bu hayatı, bayağı yaşıyoruz, zirvelerinde yaşıyoruz yahu! Ama ne kadar hissediyoruz? Hissediyorsak ne kadar hisliyiz? Herkesi bir süre oturmaya davet ediyorum. Bu gece çayım yok dostlar, yalnızca oturup, düşüneceğiz.

Dolu dolu dünyalardan, bayağı sözcükler sarf edeceğim sizler için. Yopyoğun gezegenler, deli gibi akıp giden trafikler, kırmızı ışıkta duran arabalar, tek tük insanlar… Sapsade hayallerden, bayağı kavgalarda bulduk kendimizi bugün. Bayağılaştık, bayağılaştınız, bayağılaşıyoruz, bayağı çok! Klavyede yazarken zorlandığım bayağılaşma kelimesiyle oysa her gün bayağıyız. Hisli olmak yerine sisli olmayı tercih ettiğimiz galaksilerdeyiz. Evet, evet, sen, ben, biz, hepimiz, tüm insanlık, böyleyiz işte. Milyonlarca sevgi sözcükleri sarf ederken, aslında sarf ettiğimizin sadece sözcüklerden ibaret olduğunu anlamak zaman alıyor olsa gerek… Anladık anlamasına da, e ne yapacağız? 

Hadi bakalım, sarıyoruz başa, buğulu gözler, hisli yürekler lazım gerek sevdalara. Bayağılaştırdıklarımızdan değil de, bayağılaştırmadıklarımıza yaklaşmak gerek sevgili güzel insanlar. Ne güzel der büyüklerimiz, ”Sevginin abartılı cümlelere değil, samimiyete ihtiyacı vardır.” O halde gelsin samimi kalpler, terk etsin bayağı sözcükler. Hep beraber bir karar almaya ne dersiniz? Hadi gelin gönüllerden, gönüllere dokunalım. Sadeleşelim, sapsade ama samimi olalım. Mutluluğun sırrını buldum sanırım! Bayağılıktan uzak, sadeliğe bir o kadar yakın… 

Sizleri özlediğimi belirterek, kucak kucak sevgi bırakıyorum. Yakında görüşmek üzere!

Click to rate this post!
[Total: 0 Average: 0]