Hadi Buyrun Sahne Sizin!

Ben bugün sahnede kim miyim? Stj. Öğr. Hilal DİKGÖZ. 

7 Mart 2022 Pazartesi Sabahı, ilk iki dersimiz Fıkıhtı. Sonrasında da 3 ders Tefsir vardı 11.Sınıflara ve bilin bakalım Tefsir dersi hocası kim? Tebrikler, bugünkü dersleri ben işledim arkadaşlar. Bir önceki akşam dershane dönüşü, öğrencilerime anlatacağım konuyu çalışıp gelmiştim elbette. Hatta benim için en önemli kısım derste işin güdüleme tarafıydı. Biz fakültede bu konuda o kadar ders aldık ki, bu aldığımız derslerin artık gerçek uygulamasını yapma fırsatı geçmişti elime. Bugün öğrencilerimle Bakara Suresinin 285-286.Ayetlerini işleyecektik, bu ayetler hepimizin bildiği Amenerrasülü. Güdüleme işini tamamen videoya odaklamıştım ilk ders kafamda, uzun çaplı bir video arayışına girdim ve sonrasında bana geçen haftaki derslerde ilham veren bir öğrencim vardı, adını hala bilmiyorum ama ben ona şair diyorum çünkü hoca ders anlatırken arkadaşının kitabına Özdemir Asaf’ın Lavinia şiirinden satırlar karaladığını görmüştüm.

Tam da burdan hareketle işte buldum! Bende dersime Dursun Ali Erzincanlının Miraç Şiiriyle başlayacaktım. Amenerrasülü ve bu şiir ne alaka dediğinizi duyar gibiyim, Hz. Peygamber Miraç’a çıktığında ona 3 adet hediye verilmişti, hepimizin bildiği beş vakit namazın yanında bir diğer hediye de Bakara Suresinin bu ayetleri kıymetli dostlar. Bu bilgiyle bende önce şiir dinletip hemen sonrasında dersime başlayacaktım. Güdüleme aracımı bulduktan sonra derin ve rahat bir uyku çektim. Heh evet dönelim şimdi Tefsir derslerimize.

Öncelikle 11/F’de bir ders yaptık, hakikaten sıralarda oturmak başka, o sahnede 20 çift gözün sadece size bakması ayrı bir hismiş. Ama inanın mükemmel de bir his yahu, bir şey itiraf edeyim, ben öğretmen olmayı çok sevdim! Yüksek lisans için hazırlık yaptığım bu süreçte lisede staj yapmak, çok iyi geldi doğrusu. Birebir gençlerin içindesiniz, çakmak çakmak bakıyorlar. Ergenlik tavan, haytalık yüz üzerinden 1000 ama size muhtaçlar, muhtaçlar dediysem bu öyle bir muhtaçlık değil tabii. Belki dinlemiyor gibi görünüyorlar, belki çok umursamazlar. Fakat hayatlarında kalıcı olacağınızı, belki ömürlerine tesir edecek bir şeyler söyleyebileceğimize inanıyorum, bu yüzden onlar çok kıymetliler. 

Bir başlangıç dersi işlemiş oldum, mesleki hayatımda öğrencilerimle ilk dersimi yaptım evet! Heyecanımı yenip, onlarla ilk buluşmadan sonra hepsi akıp geldi zaten. İlk ders bazı tahmin edilmeyen şeylere rağmen hallettik neyse ki. 🙂 Sonrasında  saatlik bir boşluğumuz vardı. Evet, boş ders demiyorum arkadaşlar, hani geçenlerde bahsetmiştim ya Fazlı hocamız, işte ondan öğrendim boş ders kavramının çok yanlış olduğunu, o sakin vakitlerimizi diğer stajyer arkadaşlarımızla öğrenci moduna geçerek değerlendirmeyi planlıyorduk, konum öğretmenler odası, bir bardak çay ve bolca okunmayı bekleyen makaleler. Bizim gibi dersi olmayan başka öğretmenlerde vardı, onlarla tanışıp, sohbetlenerek geçti saatlerimiz. Bu mesleğin öğrencilerle olan boyutu başka, meslektaşlarınızla olan kısım ayrıymış dostlar. Bence her an bir öğrenme halindesiniz, bazen öğrencileriniz size öğretiyor, bazen diğer hocalarımız. Beni en çok mutlu eden tarafı tüm hocaların bakışı, çok naifler, çok sahipleniciler, yahu siz stajyersiniz, daha öğrencisiniz falan demiyorlar, size, sizden bakıyorlar, çok kıymetli bu hisler. 

Öğleden sonra dersimiz için 11/E sınıfındayız, kendimi şöyle ad, soyad tanıtıp geçiyorum derslerime, artık olaya daha hakimim. Sınıfımın tek hakimi benim. Arkadan gelen sesleri kaybetmek için zaman zaman onların yanına geçip anlatıyorum dersi, tabii 40 dakika boyunca ders işlemiyoruz, bir de tamamen erkek sınıfı bu sınıf, bir önceki gün Trabzonspor maçı vardı, sabah staj hocamdan kaptığım yöntemle dersin ibresini birden maça çeviriyorum, bizim beylerin pek hoşuna gidiyor tabii. Onların odağını yeniden kendime toplayıp, derse devam ediyorum. Bu sırada her konuşan kendi adını da söylüyor, hem onları tanıyor, hem de keyifle dersimi işliyordum. Sabaha göre daha da keyif almıştım bu dersten, ders sonunda 2-3 dakika kala onları kırmayıp sesi güzel bir gencimiz varmış, Mert. Mert’imize ezan okutuyoruz, biz onu dinlerken zil de çalmıştı zaten. 

Ve son ders!

Staj hocamın da danışmanlık sınıfı, 11/D’de sınıfındayım. Tam bir öğretmen edasıyla, kendime güvenerek giriş yaptım bu sınıfa. Dedim ya son ders, gençler şebeklik peşinde, bir sınıf başkanımız var Erdem, onun yardımıyla yoklama aldıktan sonra derse geçiyoruz. Bir önceki sınıflarda işlediğim kadar yoğun bir ders, bilgi yüklemesi yapmadım onlara, çünkü yorulmuşlar, 8 saattir ders dinliyorlar çocuklar. Oldukça haklılar. Öğretmenliğin biraz da inisiyatif kullanmak olduğunu anlıyorum burada. Erdem’in hocam bizde adettendir, son 5 dakika erken çıkılır demesiyle toplanıyoruz yavaş yavaş, ama tabi ki çıkarmıyorum onları sınıftan 🙂 Giyinip, kuşanıp etrafıma toplandılar, bende bu anı fırsat bilip bir selfie bırakalım dedim güne. İlk gün, ilk selfie! Yüzlerimizde oluşan tebessümü görüyorsunuz ya, işte bu gerçek dostlar. Ben mutluyum, bebelerde mutlu vallahi. Aynı ders ne kadar beraber olduğumuzu sormuşlardı, sene sonuna kadar onlarla beraber olduğumu söyleyince sınıftan kopan bir çığlık, alkış sesleri falan… Zil sesiyle beraber artık günü tamamlamış olduk. Yüzümde en önemlisi kalbimdeki mutluluk ve gururla öğretmenler odasına yol aldım bende… 

Haftaya ne olur bilmiyordum ama ben galiba mesleğimi buldum. Kesinlikle doğru alanda, doğru yerdeydim! Öğretmenin yüreklere dokunmak olduğunu iliklerime kadar hissedeceğim bir ömrüm olsun inşallah.

Hoşça kalın okuyucu ailem! Beğeni ve yorumlarınızı eksik etmeyin olur mu, sizlerle motive bulmayı seviyorum…

03/14/2022

Click to rate this post!
[Total: 8 Average: 4.5]