Kur’an’da Gayb Alemine Dair Konular

“Kur’an’da Gayb âlemine dair konular, beşeri kavramlar ve kategoriler çerçevesinde anlatılmaktadır. Bu durum, insanın aşkın boyutu ya da idrak-dışı alanı kavrama kapasitesinin ortaya çıkardığı bir gerekliliktir.”

Öncelikle Gayb kavramını açıklayalım. Gayb, akıl ve duyular yoluyla hakkında bilgi edinilemeyen varlık alanına denir. Arapça ’da “gizli kalmak, gizlenmek, görünmemek, uzaklaşmak, gözden kaybolmak” anlamında masdar ve “gizlenen, hazırda olmayan bulunmayan şey” mânasında isim veya sıfat olarak kullanılır.

Terim olarak Gayb, ‘’duyular çerçevesine girmeyen ve aklın zaruri olarak gerektirmediği şey’’ şeklinde tanımlanabilir. (İsfehani Tanımı) Ve Gaybın bilgisi yalnızca Allah’a aittir. Allah’tan başkası Gaybın bilgisine ulaşamaz. Gaybın bilgisi demişken de Gayb bilginin değil, imanın konusudur. Burada biz Müslümanlara düşen görev, Gayba iman etmektir.

Şimdi biraz daha önceki cümlelere dönelim, Gaybın bilgisi yalnızca Allah’a aittir ve Allah’tan başkası Gaybın bilgisine ulaşamaz. ‘’ Kur’an’da Gayb âlemine dair konular, beşeri kavramlar ve kategoriler çerçevesinde anlatılmaktadır. Bu durum, insanın aşkın boyutu ya da idrak-dışı alanı kavrama kapasitesinin ortaya çıkardığı bir gerekliliktir.’’ Burada bahsetmeye çalıştığımız konu, şöyle devam etmek istiyorum. İnsan beşerdir, Gayb ise Allah Teâlâ’ya ait bir konudur. İnsanın beşer olması, aklının idrakinin kısıtlı olması sebebiyle ulaşamayacağı, ulaşmaya çalışsa bile yetmeyeceği konular vardır. Gayb da bu konuların başında gelir. Ancak tabi insan yaratılışının gereği olarak bilinmeyen ve görünmeyene, esrarengiz olana karşı daima ilgi duymuş, onun bu ilgisi kendisini devamlı şekilde görünenin ötesiyle ilgilenmeye sevk etmiştir. Bu sebeple insanın, görünmeyen, bilinmeyeni açıklama çabası daima sürmüştür. Pek tabi Gaybın açıklanması kolay değildir. Bilinmeyeni, bilinenlerle açıklamaya çalışmaktır insanın yaptığı. Çünkü insan ancak ulaşabildiği, görebildiği yani beş duyu organlarıyla algılayabildiği şeylerden haberdardır yalnızca onlar üstünde bilgi sahibidir. Gaybın da anlatma yolunda kullandıkları kavramlar beşeridir. Bu durumda insan aşkın boyutu ya da idrak dışı alanı kavramasından ortaya sınırlı olan kapasitesi çıkar. Çünkü biz kullar, ancak Allah’ın göstermek istediği kadarını biliriz, gerisi iman etmektir. Bu yüzden Gaybın bilgisi yoktur, Gayba iman vardır. Ancak burada da insanın dikkat etmesi gerekir. Gayb ile iman edebiliriz ancak Gayb ile aldatılmamaya özen göstermeliyiz. Kur’an-ı Kerim’de de bu husustan Bakara 2/3 suresinde şu şekilde bahsedilir: ‘’Onlar Gayba inanırlar, namazı kılarlar, kendilerine verdiğimiz rızıktan yerli yerince sarf ederler.’’ Yani Gayba iman ederler demek, her türlü gizemli, sırlı, bilinmeyene iman ederler demek değildir.

Gayb konusu Kur’an-ı Kerim’de de fazlasıyla üstünde durulmuş bir olan konudur. Yani bu konu Kur’an’da bahsedilerek temellendirilmiştir. Kur’an’da Gaybın geçtiği yerlerde en çok Allah’a izafe vurgusu vardır yani bu konu tamamıyla Allah’a izafe edilmiştir. Ve Kur’an’ın dışında da gaybdan haber almak söz konusu olamaz.

Konuyu dağıtmadan yeniden paragrafta anlatılmak istenen bölüme dönelim, ‘’Kur’an’da Gayb âlemine dair konular, beşeri kavramlar ve kategoriler çerçevesinde anlatılmaktadır.’’ Çünkü Kur’an-ı Kerim insanlara yani biz beşerlere inmiş olan bir kitaptır. Dolayısıyla da Gayb âlemine dair açıklamalar, bizlerin zihinlerinde tasavvur edebileceği şekilde anlatılmalıdır. Yani insan bilmediği şeyi zihninde canlandıramayacak, anlayamayacağı için insanların anlayacağı, onlara daha yakın tabirlerle anlatılmak istenmiştir. Çünkü diyor insan kapasitesi sınırlı bir varlıktır, ulaşabileceği nokta, gördüğü kadardır. Ona görmediğini anlatmak içinde, onun gördüğünden başlamak gereklidir. Bu sebepledir ki, Kur’an’daki Gaybi açıklamalar beşeri kavramlarla ve kategorilerle çerçevelenmiştir. Paragrafın devamına gelince, ‘’ Bu durum, insanın aşkın boyutu ya da idrak-dışı alanı kavrama kapasitesinin ortaya çıkardığı bir gerekliliktir.’’ diyor. Yani Gayb meselelerinin beşeri kavramlarla, kategorilerle çerçevelendirilip anlatılması aslında bir gereklilik, zorunluluk gibi görülebilir. Çünkü Gayb meseleleri idrak-dışı meselelerdir, insanı aşan meselelerdir. Onlara bunu anlatmanın yolu da, algılayabildikleri, gördükleri, bildikleri tasvirleri kullanmaktır. Bu konuyu Gaybın alanına giren, Cennet, Cehennem tasvirleriyle örneklendirebiliriz, mesela Cennet nimetlerinden bahsedilirken bizim dünyada yiyip, içtiğimiz, tanıdık şeyler kullanılır. Ya da Cennet, dünyanın şu kadarıdır, ya da genişliği şu kadardır gibi ifadeler geçer.

“Allah mümin erkeklere ve mümin kadınlara içinde ebedi olarak kalmak üzere altından ırmaklar akan cennetler ve adn cennetlerinde güzel meskenler vaad etmiştir.” Mesela Tevbe Suresi, 72. Ayeti kerimede geçtiği üzere, cennette ırmaklardan, güzel evlerden bahseder. Bu tasvirlerin sebebi bizim onları biliyor oluşumuzdur. Bildiğimiz şey üzerinden hayal kurabiliriz. Bu sebepledir ki, Gayb konuları, Kur’an- Kerim’de beşeri kavramlarla anlatılmıştır ve bu da Kur’an’ın muhatabı olan insanlar için bir gerekliliktir. Çünkü Kur’an-ı Kerim insanlığa indirilmiştir, onu esas alıp, hayatına uygulayacak olan, ondan bilgiler öğrenecek olan yine insandır. İnsanın da kapasitesi sınırlıdır, onun kapasitesine uygun, anlayacağı, anlaşılır şekilde beşeri kavramlar kullanmaktadır.

Gaybın alanı olan Cennet, Cehennem, Cin, Melek, Şeytan gibi gibi gaybi varlıklarla ilgili ayetlerden bahsedeceğiz.

“Gökleri ve yeri yaratan, melekleri ikişer üçer ve dörder kanatlı elçiler yapan Allah’a hamdolsun. O, yaratmada dilediği artırmayı yapar. Şüphesiz Allah her şeye gücü yetendir” Fatır Suresi 35/1

  • Mesela bu ayeti kerimede Gaybın konusu olan meleklerin ikişer, üçer, dörder kanatlı olduklarından bahsedilmektedir. Çünkü insanın melek kavramını kafasında bir tasvir etme ihtiyacı vardır, bu da insanın anlayacağı dilden bir yaklaşım olacaktır. Elbette ki, meleklerin kanatlarının nasıl olduğunu bilemeyiz ancak Rabbimiz dilediğini yapma, göstermekle hemhâldır.

 “Şunu iyi bilin ki üzerinizde bekçiler (koruyucular), değerli yazıcılar vardır. Onlar, yapmakta olduklarınızı bilirler.” İnfîtâr sûresi, 10-12.Ayetler

  • Mesela bu ayette meleklerin görevleri olduklarından, hatta insanın anlayacağı dilde, bekçiler, korumalar olduklarından bahsedilmiştir.

‘’Orada koltuklar üzerine kurulmuş olarak bulunurlar. Orada ne güneş (yakıcı sıcak) görürler, ne de dondurucu soğuk.” İnsan Suresi 13.Ayet

  • İnsan Suresindeki bu ayeti kerime de mesela Cennet tasviri yapılmış, yani insanın anlayacağı şekilde, ne çok sıcak olacak, ne de çok soğuk gibi bir anlamdan bahsedilmiştir.

“Onlar, Adn cennetlerine girerler. Orada altın bilezikler ve incilerle süslenirler. Oradaki elbiseleri de ipektir.” Fatır Suresi 33. Ayet

‘’Orada yüksek tahtlar, konulmuş kadehler, sıra sıra yastıklar, serilmiş gösterişli yaygılar vardır.’’ Gaşiye Suresi 13. Ayet

‘’Yahudiler “Allah’ın eli bağlanmış!” dediler. Asıl kendi elleri bağlanmıştır ve söyledikleri yüzünden lânetlenmişlerdir. Aksine O’nun iki eli de açıktır, dilediği gibi verir. Rabbinden sana indirilen, onlardan birçoğunun azgınlığını ve inkârcılığını kuşkusuz arttıracaktır. Onların arasına kıyamete kadar sürecek düşmanlık ve kin saldık. Ne zaman savaş ateşini tutuşturmuşlarsa Allah onu söndürmüştür. Onlar yeryüzünde bozgunculuk için çaba harcarlar; Allah ise bozguncuları sevmez.’’ Maide Suresi 64. Ayet

  • Allah Teala’nın kendisi de Gayb’tır. Haşa O’nunla ilgili de hiçbir şey bilmeyiz, ancak hayal edilip, bunun üstüne tasvir edilmeye çalışılır. Burada da ‘’Allah’ın eli’’ kavramıyla bundan bahsederiz. Bazen de bu ayetler insana somut bir delillendirme yapıyor gibi görünse de, soyut anlamlı bakmak gerekir. Çünkü Gaybın kendisi zaten başlı başına soyuttur.

‘’Cinler hâlis ateşten, dumansız saf alevden yaratılmıştır.’’ Rahman Suresi 15. Ayet

‘’Adn cennetleri (onlarındır) ki, Rahman (olan Allah, onu) Kendi kullarına gaybtan vadetmiştir. Şüphesiz O’nun va’di yerine gelecektir.’’ Meryem Suresi 61. Ayet

‘’Bu, sana (ey Muhammed) vahyettiğimiz gayb haberlerindendir. Yoksa onlar, (Yusuf’un kardeşleri) o hileli-düzeni kurarlarken, yapacakları işe topluca karar verdikleri zaman sen yanlarında değildin.’’ Yusuf Suresi 102. Ayet

  • Bu ayeti kerimede de görüyoruz ki, Allah dilediğine, dilediği kadar Gayb haberlerini verir. Elçilerini buna örnek verebiliriz. Bu bağlamda Allah’a ve elçisine iman, itaat farzdır.
Click to rate this post!
[Total: 0 Average: 0]