Kur’an’da Kainatın Harikulade Özellikleri

Kur’an’da Kainatın Harikulade Özelliklerinden Niçin Bahsediliyor?

  1. Allah’ın birliğini, kudretini ve ilminin muazzamlığını delillendirmek için,
  2. Allah’a şükre davet için,
  3. Yeniden dirilişin varlığını delillendirmek için.

Şimdi sırayla bunları açıklayacağım.

  1. Allah’ın birliğini, kudretini ve ilminin muazzamlığını delillendirmek için:

İnsanların çoğu geçmişten bu yana kendilerini bir yaratıcının olduğunu aslında biliyorlardı fakat kimisi buna inanmak istemiyor kimisi de Allah’u Teâlâ’nın birliğini görmezden gelip ona ortak koşuyorlardı. Bu yüzden Kur’an-ı Kerim bu durumu düzeltmek için kâinattan örnekler göstermiştir. Hatta onlara şöyle der:

‘‘Yoksa onlar, hiçbir şey yaratmamış, aksine kendileri yaratılmış olan şeyleri mi O’na ortak koşuyorlar? ‘’ ARAF 7/ 191

‘’Onlar yeryüzünde bir şey yaratmışlar mı? Yoksa gökte Allah’la bir ortakları mı var?’’ AHKAF 46/ 4

Yukarıda bahsettiğimiz ayetlerden de görüyoruz ki, Allah’u Teâlâ kâinatın tek sanatkârıdır, ona eş, ortak hiçbir şey, hiçbir kimse yoktur. Bu durumu kullarına ayetleriyle sabit kılmıştır. Yani İslam’ın tevhid inancı gayet açık ve net bir şekilde açıklanmıştır.

‘’Sizi topraktan yaratmış olması O’nun ayetlerindendir. Göklerin ve yerin yaratılması, dillerinizin ve renklerinizin farklılığı da onun ayetlerindendir. Gece uyumanız, gündüz de onun nimetlerini aramanız da onun işaretlerindendir. Bunda da kulak veren bir toplum için işaretler vardır.’’ RUM 30/ 20-23 bu delillendirmeye açık bir örnektir. Ayeti kerime de geçen işaretlerden kast edilen Allah’ın tevhidine götüren işaretlerdir.

  1. Allah’a şükre davet için:

Kur’an-ı Kerim bu ayetler üzerinden kâinatı, evreni, tabiatı, insanın yaşadığı çevreyi vs. hususları gündeme getirerek bunlar üzerinden Allah’a şükre davet etmektedir. Çünkü insanlar O’nun nimetlerini ve bunların ayrıntılarını ne kadar iyi bilirler ve hatırlarlarsa Rablerine olan şükürleri de öyle olacaktır. Şüphe yoktur ki, Allah’u Teâlâ’nın kullarına olan nimetleri boldur. Şimdi bahsettiğimiz ayetleri görelim.

‘’Namazı dosdoğru kılsınlar, alışverişin ve dostluğun olmadığı bir gün gelmeden önce kendilerine verdiğimiz rızıktan açık ve gizli olarak sarf etsinler. Gökleri ve yeri yaratan gökten indirdiği su ile rızık olarak ürünler çıkaran, emri ile denizde yüzmek üzere gemileri, nehirleri sizin emrinize veren Allah’tır. Yörüngelerinde yürüyen Ay ve Güneşi ’de sizin emrinize verdi. Geceyle gündüzü de sizin buyruğunuza verdi. Kendisinden dilediğiniz her şeyi size verdi. Nimetlerini saymakla bitiremezsiniz. Doğrusu insan pek zalim ve nankördür.’’ İBRAHİM 14/ 31-34 bu delillendirmenin ayetidir. Burada bahsettiğimiz şükür, mümin olma şükrüdür. Şükre davette mümin olmaya davettir şeklinde açıklama yapabiliriz. Tüm bu ayetlerin sonucunda kulların çıkarması gereken mesaj, bu sonsuz nimetlerine karşı yaratıcısına şükretmektir. Şükür Müslümanın dilinin süsüdür, dillerimiz şükürle, bedenimizde ibadette olmalıdır.

  1. Yeniden dirilişin varlığını delillendirmek için:

Kur’an-ı Kerim’in en çok üzerinde durduğu konulardan bir diğer ahiret inancıdır. Çünkü Kur’an’ın ilk muhataplarında Allah inancı vardı fakat ahiret inancı yoktu. Bu sebeple de Allah’u Teâlâ onlara sürekli ahiret, yeniden diriliş hatırlatmalarında bulunuyordu. Kur’an-ı Kerim’de insanların bu bir türlü akıl erdiremedikleri yeniden diriliş konusuna tabiattan örneklendirme yapar, her sene ilkbaharda yaşanan yeniden diriliş gibi…

‘’Allah’ın Rahmetinin eserine bir bak, yeryüzünü kuruduktan sonra nasıl canlandırıyor. İşte ölüleri de böyle diriltecektir. Onun her şeye gücü yeter.’’

RUM 30/ 50

Tabiatın hali, mevsimlerin değişimi, canlılığın bitip, ölümün gerçekleşmesi ve ondan sonra tekrar hayatın başlaması ile ilişkilendiriliyor. Daha doğrusu bunların arasında teşbih yapılıyor. İşte bu sebeple tabiata vurgu yapılıyor. Örneğin, sonbahar ölümü anımsatırken, baharın gelişiyle hayat tekrar canlanır. İnsanın hayatı da aynen bu şekildedir.

  • Tabiatın düzenliliğini ispat eden deliller sık sık Kur’an-ı Kerim’de, tabiatın insana olan faydalarını göstermek için kullanılmıştır. İnsanın amaçları doğrultusunda kullanması için tabiat vardır. Ama insanın gayesi ise Allah’a kulluk etmek; O’na şükretmek ve yalnızca O’na ibadet etmekten başka bir şey değildir. Tabiatın insan tarafından kullanılması, istifade edilmesi ve işlenmesini şu ayetlerle açıklayabiliriz.
  • ‘’ Yeryüzünde olan her şeyi sizin için yaratan O’dur.’’ BAKARA 2/ 29
  • ‘’Görmediniz mi Allah, göklerde ve yerde bulunan her şeyi size boyun eğdirdi ve size görülen ve görülmeyen nimetlerini bol bol verdi?’’ LOKMAN 31/ 20
  • ‘’Yoksa insan, bizim onun kemiklerini tekrar bir araya getiremeyeceğimizi de zannediyor? Biz onun parmak uçlarını dahi yeniden (aynı şekilde) düzenlemeye kadiriz.’’ KIYAMET 75/ 4
  • Burada Allah’u Teâlâ açık bir şekilde, o en küçük parmak uçlarındaki çizgi bile yeniden dirilecektir beyanında bulunmuştur. Yani her şey öylesine muazzam, öylesine hazır ki… Biz sadece yaşayıp, göreceğiz.
  • Yukarıdaki ayetlerden de gördüğümüz üzere, ahiretin gerçekleşeceğine dair getirilen bütün deliller tabiat ve kâinatla ilgilidir. Dolayısıyla aslında yaşadığımız bu harikulade evrene başımızı çevirip her baktığımızda hatırlayacağımız sanatkâr belli, sanatı da…

 

KUR’AN’DA KÂİNATIN HARİKULADE ÖZELLİKLERİNDEN NASIL BAHSEDİLİYOR?

  • Kur’an’da kâinatla ilgili ayetlerde en çok öne çıkanlar kâinatın yaradılışı, insanın hizmetine verilmesi ve mükemmel nizamın varlığıdır.

(Burada bahsettiğimiz insanın hizmetine verilmesi demek, insanın işini kolaylaştırmak demektir, yani al tepe tepe kullan, sömür demek asla değildir.)

  • Yaradılışın bilgisi verilmez. Yani Big Bang teorilerindeki gibi Kur’an-ı Kerim’de her şey açıklanmaz. Kur’an-ı Kerim insanın yaradılışından, bu aşamalardan bahseder ancak unutmamız gereken nokta Kur’an-ı Kerim bir bilim kitabı değildir. Yani bize bir meselenin açıklamasını sonuna kadar yapmaz, çünkü bizim inancımıza göre ‘’Allah ol der, oluverir.’’

Müslüman ötesini sorgulamakla yükümlü değildir yalnızca inanmakla yükümlüdür.

  • Her şey otomatik iradeyle Allah’a teslim olmuştur. O’nu teşbih eder. Bunu da insanın isyankârlığının reddi hususunda dile getirir. Tabiri caizse, kat kat büyüklükte olan kâinat Allah’a teslim olmuştur, sizin de her ne kadar iradeniz olsa da yapmanız gereken Allah’a teslim olmaktır.
  • ‘’Sonra gaz halinde bulunan göğe yöneldi ve dünya ile göğe:

-İsteyerek ya da istemeyerek gelin! Dedi.

Onlarda:

-İsteyerek geldik! Dediler.’’ FUSSİLET 41/ 11

Burada anlatılmak istenen, bütün kâinatın, Allah’ın emirlerine boyun eğdiğidir.

  • Her şey belli bir ölçüye göre ve çevresiyle uyumlu bütün bir şekilde yaratılmıştır.
  • ‘’Her şeyden yüce olan Rabbi’nin adını tesbih et. O ki, her şeyi yaratmakta ve amacına uygun şekiller vermektedir. O ki, bütün mevcudatın tabiatını belirlemekte ve onu hedefine doğru yöneltmektedir.’’ ALA 87/ 1-3
  • Kâinatta mükemmel bir düzen vardır ve bunu başkası değil sadece Allah yapmıştır.
  • Tabiat gerçekten o kadar mükemmel örülmüş ve o kadar düzenli çalışmaktadır ki, Allah’ın en büyük mucizesi olarak Kur’an’da birçok kez ile getirilmiştir. Allah’tan başka hiçbir varlık böylesine geniş ve istikrarlı bir yapıyı inşa edemez.
  • ‘’Yedi göğü birbiriyle tam bir uygunluk içinde yaratan O’dur. Rahman’ın yaratışında hiçbir uyumsuzluk göremezsiniz. Gözünü çevir de bir bak, bir bozukluk görebiliyor musun? Sonra gözünü tekrar tekrar çevir de bak; (kusur arayan) göz aradığını bulamadan bitkin olarak sana dönecektir.’’ MÜLK 67/ 3-4

(Yani burada insanı baştan beri, Rahman’ın yaratışının ne kadar mükemmel olduğunun ve bunun etrafa bakarak gözlemlenebileceğine insanı yönlendiriyor.)

  • ‘’Dağları görürsün de onları donmuş ve sabit sanırsın. Oysa onlar bulutlar gibi hareket halindedirler. Her şeyi gayet iyi yapan Allah’ın yaratması böyledir.’’ NEML 27/ 88
  • Gündüzü gecenin ve geceyi gündüzün takip etmesindeki düzen, susuzluktan kavrulup ölen yeryüzünün kuraklık mevsimini takiben yağmur mevsiminde yeniden canlanması gibi olaylar Kur’an’ın birçok yerinde işlenir.
  • Kâinatın işleyişiyle ilgili anlatılanlar bilgi vermek için değil, Allah’ın birliği ve kudreti konusunda bilinç oluşturmak içindir.
  • ‘’Üstlerinde kanatlarını aça kapaya uçan kuşları hiç görmediler mi? Onları (havada) Rahman’dan başkası tutmuyor. Şüphesiz o her şeyi görmektedir. Peki, Rahman’a karşı size yardım edecek askerleriniz kimler? İnkârcılar ancak derin bir gaflet içinde bulunmaktadır.’’ MÜLK 67/ 19-20
  • Kâinatın işleyişiyle ilgili nizam delilinin çokça kullanılması, Allah’ın varlığını değil, diğer putlar ve tanrılar göz önüne alındığında birliğini anlatmak içindir.
  • Kâinattaki her şey Allah’ın birliğine ve kudretine bir işarettir. Kur’an bu işaretlerin doğru okunmasını ister. Böylece Allah da doğru tanınmış olacaktır. İşte kalp bunun için vardır.

(Burada bahsettiğimiz kalp tanımı da Kur’an’da şu şekildedir:

Kalp= akıl+idrak+vicdan)

  • Yüce Rabbimiz öyle güzel ince bir özenle yarattığı kullarını, onlara layık bir dünyaya göndermiştir. ‘’Aynaya bakarken kendimize doyamıyoruz ya bazen, Allah’u Teâlâ bize bakarken de aynı şeyi düşünüyor mudur?’’ Hissini unutmadan ona layık bir kul, Peygamber Efendimiz ’in buyruklarına uyan bir ümmet olmalıyız. Tüm bunların bilincine vardıktan sonra zaten gerisinin geleceğine inanıyorum. Bu harikulade evrenin sahibine, Hakkımıza, asıl sahibimize layık olmak duasıyla…
Click to rate this post!
[Total: 0 Average: 0]