Okul-Veli İlişkilerinin Türkiye’deki Durum Tespiti ve Problemlerin Çözümü

Güzel bir söz ile girizgâh yapmak istiyorum, ‘’Bilginin ‘b’sini okulda öğretirler, geriye kalan ‘ilgi’yle bilgiye ulaşırsın.’’ Demişti kıymetli bir hocamız. Bilgi kısmı okulu, ilgi kısmı da aileyi yani veliyi ilgilendiriyor bana kalırsa. Evet, biz teorik bilgiyi okulda alıyor, pratiği ailede uyguluyoruz. Ya da şöyle diyelim, klasik bir yol ile eğitim ailede başlar, okulda devam eder. Yolun başlangıç çizgisinde ailemiz vardır, bize öğrettikleriyle biz o yolda yürümeye başlarız, 5-6 yaşlarına kadar hiç durmadan yürürüz, daha sonra ilk durağımız okulumuzdur, tabiri caizse ikinci ev, ikinci ailemizdir okul. 5 yaşında başlayıp 20-25li yaşlarımızın geçtiği yerdir okul. Ülkemizdeki eğitim sistemi sebebiyle bu 15-20 yıllık yaşam serüvenimizin uyku harici geneli okuldadır hatta çekirdek ailemizden daha çok öğretmenlerimizi, arkadaşlarımızı görürüz. Şimdi dönelim en başa, okulun bilgi, ailenin ilgi mevzuna…

Eğitim-öğretim faaliyetlerinin en önemli amacı bir ülkenin geleceği olan çocukları iyi insan ve iyi vatandaşlar olarak yetiştirmektir. Çocukların eğitiminde okul, aile, çevre, öğretmen ve eğitim sistemi gibi faktörler etkili olmaktadır. Okul ve veli başlıca etkendir eğitimde. İlk eğitimin evde başlaması, evde öğrenilenlerin dışarda uygulanmasıdır çünkü. Çocuk dışarı adım attığı anda anne ve babasını temsil eder, onlardan aldığı bilgiyi, birikimi, geleneği, göreneği yansıtır. Beraberinde okulda gelir, yine okulda aldığımız eğitim, kendimize rol model olarak seçtiğimiz öğretmenlerimiz önemlidir. Okul sosyal bir ortamdır. Okul-Veli ilişkilerini bir kavram üzerinde değerlendirecek olursak öncelikle başarı kelimesinden ilerlemek istiyorum. Öğrencinin başarısında okulun da, velinin de büyük önemi vardır. Okulunu, öğretmenlerini, arkadaşlarını seven bir öğrencinin okul başarısı ile sevmeyen bir öğrencinin ya da velisi desteklemeyen, evde olumsuz problemler yaşayan bir öğrencinin durumu aynı değildir elbette.

OKUL-VELİ İŞ BİRLİĞİ

Bu konuyu özellikle başlıklandırmak istedim. Aile ve okul faktörleri yukarıda da bahsettiğimiz gibi çocuğun hem psikolojik, hem isteklendirme, her açıdan önemli rol oynar. Okul ve veli iş birliği içinde olmalı, çocuk açısından en uygun olana ulaşmak için çabalamalıdır. Çünkü eğitim tek taraflı gerçekleşen bir şey değildir. Yukarıda da bahsettiğimiz gibi sosyal, tüm toplumu etkileyen bir olgudur. Çünkü bugünün küçükleri, yarının yetişkinleri olacaklardır. Veli ve okul arasında yaşanan iletişim kopukluğu, veli ve okul ilişkisinde ortaya problem çıkarır. Yani bu durumu şu şekilde açıklayalım. Öğretmen ile birinci derecede ilişkide olan kişi öğrencidir, aynı şekilde eve gelince de bu faktör aile olmaktadır. Öğrenci ya da çocuk okul ve aile arasında bir köprüdür. Ancak bu köprünün iki ucu birbirinden bağımsız parçalar değillerdir. Mesela yıllarca öğrencisi olduğu halde, velisini tanımayan öğretmenler… O çocuğa ulaşabilmek için okulun, veli ile iletişim halinde olması gerekmektedir. Olmadığı takdirde ne velinin okuldan haberi olur, ne de okulun veliden. Bu yaşanan kopukluk başlangıçta sorun teşkil etmezken, sonrasında büyük problemler doğurabilir. Çok baskıcı aileler, ilgisiz ebeveynler çocukta okula karşı problemler yaratır. Başarılarını etkiler. Velilerin eğitim seviyeleri ortaokul lise vs. Gibi bir problem oluşturur. Öğretmenin velilere karşı kendini eksik ifade etmesi veli toplantılarında katılım sağlamaması da bir problemdir. Okulun veliye karşı tüm soru işaretlerini silerek yaklaşması gerekir çözüm olarak. Seminer söyleşi vs. alanlarda bilinçlendirme yapılabilir. Okulun popülaritesi fazlaysa veli kendini yetersiz hisseder. Öncelikle saygı duyarak yaklaşmalı iki tarafta. Bir de velinin öğretmene karşı söylediği her söz aralarında sır olarak kalmalıdır. Bir öğrencinin durumunu başka bir öğrencinin velisi bilmemelidir. Kıyaslama yapmamalıdır. Öğretmen diğer şubedeki sınıf öğretmenleriyle kendi öğrencilerini karşılaştırıp tabiri caizse yarış atına benzetmemelidir. Velilerde kendi sınıfı içinde öğrencilerin başarı durumunu kıyaslamamalıdır. Aile kavramı çok önemlidir. Çocuğundan kopuk, ilgisiz, sevgisiz bir aile, okuldan da uzaktır. Başarılı ve ahlaklı bir nesil yetiştirmek için ailenin ve eğitimcinin rolü büyüktür. Çocuğun yetişmesinde maneviyat çok önemlidir, bu durum ta ki anne karnına kadar dayanır. Çocuğun başarısını etkileyen faktörler arasında sokaktaki ve okuldaki arkadaşları etkendir. Bu nedenle aile ve okulun sürekli iletişim halinde olması gerekmektedir. Aynı zamanda bir çocuğun okuldaki öğretmeni düşünceleri ve inancı öğrencinin hayatına yön verecektir. Ve bu durum gelecekteki hayatını da etkileyecektir.

Aileler ve öğrenci arasında gerçekleşen yanlış bir tutumdan bahsedelim birazda. Komşu çocuğuyla karşılaştırılma sorunu… Bir birey için karşılaştırma yapılması hiçbir zaman tasvip edilen bir iletişim biçimi değildir. Karşılaştırma yapılan bireyi bu durum tetiklemez aksine daha çok başarısızlık, özgüven eksikliği, karşılaştırıldığı kişiye karşı fesatlık beslemesine sebep olabilir. Ebeveynlerin bu noktada çocuklarına karşı değiştirmesi gereken bir davranıştır.

Gel gelelim öğrencilerin korkulu rüyası veli toplantıları… Veli toplantıları eğitimci ve veli arasındaki en önemli bağlardan biridir. Orada tüm konular istişare edilip, çocuğumun notları neden 90 değil yerine, biz ne yapmalıyız, nerede eksiklik yapıyoruz gibi değerlendirmeler yapılmalıdır. Burada problem sadece kendinden bahseden eğitimciler, çocuğunun sadece rakamsal olarak notlarını soran veliler… Değişmesi gereken tutum budur. Hep ben, ben kavramı bir kenara bırakılmalıdır. Ben değil, biz olursak başarabiliriz, hem veli, hem okul, hem de öğrenci için bu söylediklerimiz geçerlidir. Veli toplantılarında bir öğrencinin başarısı üzerinden örnek verilip ne öğrenciyi ne de veliyi küçük düşürücü hale sokmamalıdır.

ÖZDEĞERLENDİRMEM

Yukarıda bahsetmeye çalıştığımız ülkemizdeki okul- veli ilişkisi ve yaşanan problemler, çözümleri gibi konulardır. Veli-okul bağlantısının çokça önemli olduğunu, onlarında kendi içerisinde bu önemin farkında olup kendi üstlerine düşen görevi yerine getirmeleri aşikârdır. Bu konu bence bir farkındalık konusudur. Farkındalığında farkına varılmalıdır zira başarılı, ahlaklı, düzgün bir nesil yetiştirmek istiyorsak… Toplumun en küçük yapısı bireydir, bireyler de aileleri oluşturur. Kişi istese de, istemese de, olumlu ya da olumsuz girdiği her ortamda ailesini temsil eder. Bizlerde ailelerimizin yansımasıyız. Başarı asla tesadüf değildir ve yalnız da değildir. Yani her başarılı insanın arkasında destekçileri vardır. Bu sebeple okul-veli tutumları destekçi olmalıdır.

Var olduğumuz toplumda hepimizin üstüne düşen vazifeler vardır,  hep öğretmenlerimize ve ailelerimize düşen sorumluluklardan bahsettik, birkaç cümleyle kendimizden de bahsetmek istiyorum. Elbette onlara düşen görev kadar, bizimde görevlerimiz vardır. Yani hayatta rol model alacağımız kişiler ailelerimiz ve öğretmenlerimiz olmalıdır. Yardım istediğimizde, sığınacağımız kimseler onlar olmalıdır. Netice-i kelam… Toplumun her bireyi, konumu ne olursa olsun birbirine bağlıdır ve bu bağlılık fizyolojik, psikolojik tüm alanlarda etkilidir. Bu sebeple dikkat edilmesi gereken hususlar vardır. Onlara dikkat edildikten sonra problemler minimum seviyeye indirilecektir.

Click to rate this post!
[Total: 0 Average: 0]