Ramazan Geldi Hoş Geldi Evlere Şenlik Geldi

Selamlar, benim sevgili okur ailem! Ramazan geldii hoş geldii, evlere şenlik geldii! 🙂 

Göz aydın hepimize,

Mübarek günler bize,

On bir ayın sultanı,

Hoş geldin evimize!

Evettt bol manili, heyecanlı mı heyecanlı bir girişten sonra sohbetlenmek gerek bir miktar. Ramazan arefesinin bitişine çeyrek kala dakikalardan sesleniyorum efenim. Şöyle özlediğimiz, hasret kaldığımız, çocuk gibi sevinçlerle beklediğimiz Ramazan-ı Şerif yeniden geldi vallahi. Ramazan’ın yaklaşmasıyla kapıldığım heyecanım hız kesmeden devam ediyor. 🙂 İçim kıpır kıpır, bu sene ailemle geçireceğim ikinci Ramazanım olacak, hep diyorum ya ben pandemiyi olumlu değerlendirenlerdenim. Yoksa sahur, iftar, Ramazan Üniversite yurt, apartlarında nasıl geçecekti bilmiyorum doğrusu. Şimdi memleketimdeyim, evimdeyim, ben mutlu olmayayım da kim olsun yahu! 

Şöyle biraz geçmişe süzülelim… Bir zamanlar Ramazan davulcuları kültürü vardı. Trabzon’da yaşadığımız dönemlerde, oturduğumuz siteye her gece Ramazan davulcusu gelir, manilerini döktürür, bizi sahura uyandırırdı. Laf aramızda o zaman da sahur vaktine kadar uyumazdık ya 🙂 Ramazan’da sahur vaktine kadar oturulur, sahur yapılır, sabah namazı kılınır, öyle uyunur bizim evde. Şimdilerde Ramazan davulcusu kültürümüzde kalktı sanırım, memlekete taşınalı duymuyoruz davulcuların seslerini. Güzel gelenekler, hoş adetlerimizden bana kalırsa Ramazan davulu. İnsanın içinde çocukça hisler uyandırıyor. 

Bekçiniz kapıya geldi,

Cümlenize selam verdi.

Darılmayın iki gözüm,

Bahşişin almaya geldi.

Ah bir de bahşiş var tabii 🙂 Ramazan’ın ortasında ve sonunda kapı kapı dolaşıp, çaldıkları davulun bahşişini istiyorlar. Onlarda haklı, bizim sitenin çocukları davulcu abilerin peşinde dolanırdı, bir kısmı üst bloklardan bahşiş toplarken, diğerleri alt bloklardan bahşiş isteğine çıkardı. Eee her şey usulünce, o davul Ramazan 30 çalınmışsa, bahşişte haktı vesselam. 

Şimdi dönelim bu anımıza… On bir ayın sultanı Ramazan, Mübarek üç aylarımızın sonuncusu Ramazan… Bereket ayıdır Ramazan… Otuz gün boyunca tabiri caizse aç kalmaktır Ramazan, yalnızca mide açlığından bahsetmiyorum elbette, her anlamda sabretmektir, sükut etmektir. Manevi bir iklimin oluştuğu, insanların birbirine daha çok yaklaştığı, samimiyeti farklı olan bir aydır Ramazan. İlginçtir, o manevi havayı solumak, şükür Rabbimize ki bizleri bu senede Ramazan’a kavuşturdu. Çok şükür sağlığımıza, sıhhatimize, her anımıza. 

Ramazan’da da yine sohbetleneceğiz dostlarım merak etmeyin. Bu kıymetli, kutsal ayımızı aman boş geçirmeyelim, benim gibi açlık huysuzluğuna sakın kapılmayın 🙂 Bir günümüzün, diğer günümüzden farklı olacağı, kendimizi bulacağımız bir ay olsun. Haydi hep beraber kararlar alalım, not edelim, kendimize söz verelim, bayrama mis gibi, tertemiz, hafiflemiş (Kilo da verelim tabii) bir şekilde girelim. Her gün meal okuyalım mesela, tefsir okuyalım, Rabbimizden bize gelen 6236 okunmamış mesajımız var, görüldü atmadan, çift tikte bırakmadan, her gün bir mesaj okuyalım mesela. Okuduğumuz mesajlara kalp bırakalım, bizde bir arkadaşımıza gönderelim mesela. Dualar edelim, utanmadan, çekinmeden isteyelim çünkü Rabbimiz onun huzuruna çokça gelen, isteyen kullarıyla daha yakındır.

Heyecanımızı kaybetmeden kararlarımızı aldıysak o halde, bolca dua ve muhabbetle sımsıkı kucaklıyorum sizi, muhabbetle kalalım dostlarım… 

Click to rate this post!
[Total: 0 Average: 0]