Seküler Girdap

Seküler dünyanın, seküler müslümanları olduğumuz bir hayattayız. Hatta ben bu satırları sizlerle paylaşırken, bir süredir whatsapp ve instagram gibi sosyal medyalara giriş yapamıyoruz. Twitter çalkalanıyor, yine sebebini bilmediğimiz bir çöküş söz konusu… Eminim en kısa sürede düzelecektir ama bu çöküş esnasında arka planda neler dönüyor, düzelişten sonra neler dönecek, bilmiyoruz. Seküler düzende sürükleniyoruz doğrusu. Seküler, seküler deyip duruyoruz, sahi nedir bu seküler kavramı? Haydi önce kavramı inceleyelim, sonra dönüp kendimize bir bakalım…

Kelime manası bağlamında Seküler, Sekülerizm, toplumda ahiretten  ve diğer dini, ruhani meselelerden ziyade dünya hayatına odaklanılması yönündeki hareket demektir. Tabiri caizse dünyacılıktır aslında. İnsanın Rabbinden uzaklaşıp, dünyaya meylidir sekülerizm. Kelime yabancı gibi geliyordu ama ah anlamı o kadar tanıdık ki… Size de öyle gelmedi mi? Zira ben çok bizden hissettim bu dünyacılığı. Kabul edin, biz tamda seküler müslümanlarız (!) Sekülerlik ve müslümanlık ne kadar yan yana durabilirse o kadarız işte. Aynı anda hem dünyacılık hem ahiretçilik zikriyatı… Hiç sanmıyorum bu ikilinin birbirine yakışacağını.

Bataktayız dostlar, biz o dünya batağının tam merkezindeyiz yahu. Var mı ben o dünyacılıktan uzağım diyebilecek bir babayiğit? Şahsen ben değilim… Çok ilginçtir ki, beş vakit namazımızdayız birçoğumuz. Beş vakitlik Rabbe yönelişimiz bizi yine de o girdaptan kurtarmıyor yazık ki. O halde eksikti bir şeyler, eksik olmasaydı bunca psikologlar, bunca intiharlar, isyanlar, serzenişler, mutsuzluklar olmazdı sanıyorum. Sanıyorum ki, ruhumuzdaki eksik parçaları dünya ile doldurmaya çalışıyoruz. Yanlış! Koca bir yanlış. Ruh kime, neye aitse onu ancak ait olduğu şey tamamlayabilirdi. Peki biz nereye en önemlisi kime aittik?

Yüce Rabbimiz, Bakara Suresi 156.Ayeti kerimesinde buyuruyorlar ki ”İnna lillahi ve inna ileyhi raciun.” Biz Allah için varız, O’na ulaşmak ve teslimiyet için yaratıldık, mutlaka O’na geri döneceğiz ve ulaşacağız. Kainatın, bizlerin baki sahibinin buyurdukları üzere, O’ndan geldik ve yine O’na döneceğiz. O halde yavaş yavaş taşlar yerine oturuyor sanki. Kime ait olduğumuzu bulduğumuza göre, bir adım ilerliyor ve kendimizi bulmak yolunda arayışımıza devam ediyoruz. Amma velakin bu yollar dikenli, bu yollar taşlı, taş olmasa herkes kolayca yürürdü değil mi? O taşları kenara iterek, yürüyen bizlerin bir farkı olmalıydı. İnanıyorum ki, biz battığımız gibi çıkacağız da, zor olacak ama bu seküler düzene dur! diyen müslümanlardan olacağız. Ve yine inanıyorum ki Rabbimiz her an bizimle…

Click to rate this post!
[Total: 0 Average: 0]