Var Olmak Sanatı

Bir yerde okumuştum bu satırları…

Zaman öyle ya da böyle geçiyor, isteklerimiz olsa da geçiyor olmasa da… Bazen düşünüyor insan neden olmuyor, neden her şey ters gidiyor, neden, neden diye ama bazı noktaları kaçırıyoruz. Bazen hiçbir neden olması gerekmez, sadece öyle olması gerekir. Canımız yansa da kabullenmek zorunda kalırız bazen. Mesele de bu değil mi? Her şeye rağmen dimdik yaşayabilmek hayat karşı, her ne olursa olsun mücadele edebilmek, bazen içine içine ağlamak ama dua ede ede, umut ede ede yaşamak işte, ”var olmak” tamamen bu!

Hayat işte, yaşıyoruz, yaşamaya çalışıyoruz. Elbette sorunlar yaşıyoruz, belki bazen halledebiliyoruz ama bazen neden ben? demekten kendimizi alamıyoruz, biliyorum. Sanki dünyadaki 7,753 milyar insandan en kötüsü, bunu en çok hak edeni senmişsin gibi bir his. Halbuki bu doğru değildi, öyle haklısın ki. Ama mecburuz işte, o an bingo! şans sana vurmuştu. Neden ben sızlanmanlarını bir tarafa bırakıp, harekete geçme vakti!

Biliyorum, kalbin yerinden sökülüyor gibi hissediyorsun, bir daha sanki eskisi gibi olamayacaksın, hayatın boyunca bu acıyla devam edecekmişsin gibi hissettiriyor. Sanki herkesin hayatı mükemmel devam edecek, sen bir daha hiç toparlanamayacakmışsın gibi değil mi? Canının ne kadar yandığını, yüreğinin de gözyaşların kadar ıslandığını biliyorum. Ama belki de bu bir işarettir he! Kalk, silkelen! Seni gelecekte harika şeyler bekliyor sinyalleridir. Mutluluk öyle kolay elde edilebilen bir şey değildi. Hem ne demiş kıymetli büyüklerimiz ”Kolay kıymetin düşmanıdır.” Bir şey ne kadar kolaysa o kadar kıymeti düşüktür. Amma zor olana ulaşmaksa her yiğidin harcı, her yüreğin kıymetlisi olamaz elbet. Ona sabredenindir, sabretmeyi bilenindir. Sabrında muamması içinde gizli ya zaten. Zordur bilirim, gönüle yüktür, zamana ise esir.

Ama yok! Pes etmek yok! Böyle böyle güçleniyorsun işte. Güç toplamadan bu yolda yürüyemezsin ki, hep tökezlersin. Bazen daha güçlü yola devam edebilmek için duraklarda mola vermeyi bilmek lazımdır. Hadi bunu bir mola gibi düşünelim, derin nefesler molası, yürekleri ferahlatacak, daha çok el açmalara kapı aralayacak bir mola. Öyle ki ellerini her açtığında gönlünü de açacaksın, kırgın yüreğinin zamanla tamir olduğunu hissedeceksin. Öyle ki ”Oldu işte! Ben oldum, yana yana kül değil, yeniden doğdum!” diyeceksin.

Ama bu süreçte en önemli desteğin namazların ve duaların bunu sakın unutma. Dostlarını da es geçmemek lazım elbet ama insanın bazen kendine anlatamadığı şeyler vardır, bunu dostuna bile anlatamadığında en güzel secdeye kapanabilirsin, biliyorsun işte Rabbim dersin, sen içimdeki tüm sıkıntıların sahibisin, hastalıkta senden, şifası da. Yüreğime iyi gel dersin, sımsıkı sarılırsın…

Bir de şöyle düşünelim, dümdüz, sıfır aksiyonsuz hayat mı olur yahu? Aksiyon lazım, mutluluk gerektiği kadar hüzün de lazım. Mutlulukta herkes var ama sen mutsuzluklarla da başa çıkabilirsin! Varsın işte, varız, var olduğumuz kadarız bu hayatta. Tüm bunlar varlığımızı daha da güçlendiriyor. Sende daha güçlü, daha zinde, daha aksiyonlu döneceksin merak etme.

Ve son olarak ”Neden ben?” deme! Onu sana gönderenin vardır bir bildiği. Secdelere sımsıkı kapanıp, gönülleri en güzel şekilde sahibine açmak duasıyla….

14.01.2022

Click to rate this post!
[Total: 7 Average: 4.4]